Borsanın Hangi Telekom Hissesi Kazandıracak TTKOM mu TCELL mi?
Borsanın Hangi Telekom Hissesi Kazandıracak TTKOM mu TCELL mi? Midas Araştırma borsanın 2 telekom devi şirketini karşılaştırdı. Hangi hissenin yatırımcısı daha çok kazanacak ve 2026 yılı beklentileri neler?
29 Ocak 2026 Perşembe 20:45
Borsanın Hangi Telekom Hissesi Kazandıracak TTKOM mu TCELL mi? Midas Araştırma borsanın 2 telekom devi şirketini karşılaştırdı. Hangi hissenin yatırımcısı daha çok kazanacak ve 2026 yılı beklentileri neler?
Hedef Fiyat Haberleri
Telekom Telekomünikasyon sektörü açısından 2025 yılı, yüksek enflasyon koşullarında tarife ayarlamaları sayesinde nominal gelirlerin korunduğu; artan veri kullanımı ve dijital servislerin büyümenin temel taşı haline geldiği bir yıl olarak öne çıktı. Yüksek giriş bariyerleri, yoğun regülasyon yapısı ve sınırlı oyuncudan oluşan oligopol piyasa sayesinde mobil ve sabit segmentlerde rasyonel rekabet sürdürüldü. Bu yapı, agresif fiyat rekabetini sınırlarken altyapı kalitesi ve hizmet sürekliliğini rekabetin ana unsuru haline getirdi. Abone sayısındaki artışın doygunluğa yaklaşmasıyla birlikte sektör, yeni müşteri kazanımından ziyade mevcut abonelerden yaratılan geliri artırmaya odaklandı.
2026'ya girerken sektörün ana ekseninin yüksek büyümeden çok öngörülebilirlik, marj istikrarı ve yapısal denge olması beklenebilir. Enflasyondaki kademeli gerilemeyle birlikte tarife politikalarının maliyet artışlarını dengeleyecek şekilde yönetilmesi, operasyonel kârlılığın korunmasında belirleyici rol oynayabilir. Veri tüketiminin artış eğilimini sürdürmesi ve dijital servislerin toplam gelir içindeki payının yükselmesi, sektörün organik büyüme tabanını destekleyebilir. Fiber altyapı yatırımlarının yaygınlaşması ise sabit geniş bant tarafında kullanıcı başına geliri yukarı taşıyarak ciro büyümesine katkı sağlayabilir.
2026 ajandasında öne çıkan en kritik başlık, uzun süredir gündemde olan 5G teknolojisinin 1 Nisan 2026 itibarıyla ticarileşme sürecine girmesi olacak. 2025 yılında tamamlanan 5G ihalesi, operatörlerin orta ve uzun vadeli yatırım planlarını daha net hale getirdi. Bu süreçte lisans bedelleri ve artan altyapı harcamaları nedeniyle borçluluk oranlarında geçici bir yükseliş görülmesi olası. Lisans ödemelerinin 2026'dan itibaren yaklaşık on yıla yayılan bir takvimle yapılacak olması, serbest nakit akışı yönetimini sektör genelinde daha hassas bir denge unsuru haline getirebilir. Kademeli yatırım programları ve dezenflasyon sürecinin desteğiyle bilanço üzerindeki baskının yönetilebilir seviyelerde tutulması mümkün görünüyor. 5G'nin devreye girmesiyle birlikte Nesnelerin İnterneti, otonom sistemler ve yapay zeka destekli uygulamaların daha geniş ölçekli kullanımı, operatörlerin abone başına yarattıkları katma değeri artırabilecek yeni gelir alanları sunabilir. Bu dönüşüm, telekom şirketlerinin yalnızca şebeke sağlayıcısı kimliğinden çıkarak çok boyutlu teknoloji platformlarına evrilmesini hızlandırabilir. Veri merkezi yatırımları, bulut hizmetleri ve finansal teknolojiler gibi alanlarda ölçeklenme çabaları, sektörün uzun vadeli büyüme potansiyelini destekleyen unsurlar arasında yer alabilir. Maliyet cephesinde şirketler, yüksek enerji giderlerine karşı kendi yenilenebilir enerji kaynaklarını oluşturma yönünde adımlar atti.
Operasyonel gider yönetiminde verimlilik odaklı yaklaşımlar benimsenirken, finansal disiplin ve serbest nakit akışı yönetimi borçluluk yapısının sağlıklı seyri açısından ön planda tutuldu. Bu strateji, yatırım yoğun bir döneme girilirken marjların korunmasına yönelik önemli bir tamamlayıcı unsur olarak öne çıktı. Şirketler özelinde bakıldığında Turkcell (TCELL), güçlü frekans portföyü ve yüksek abone başına gelir seviyesiyle mobil pazardaki avantajlı konumunu sürdürdü. 5G ihalesinde elde ettiği yüksek frekans kapasitesi, teknik üstünlüğünü ve hız avantajını pekiştirdi. Şirket, geleneksel operatör modelinden teknoloji şirketi kimliğine geçiş stratejisi kapsamında veri merkezi, bulut çözümleri ve finansal teknolojiler alanındaki yatırımlarını hızlandırdı. Ankara'da planlanan toplam yaklaşık 3 milyar dolarlık hiper ölçekli veri merkezi yatırımı ve bunun önemli bir kısmının Google Cloud iş birliğiyle gerçekleştirilmesi, Turkcell'in bölgesel veri merkezi olma hedefini güçlendirdi. 5G yatırımlarının kademeli devreye alınması, kısa vadede yatırım harcaması baskısını sınırlarken uzun vadede yeni gelir kanalları oluşturabilir. Türk Telekom (TTKOM) ise sahip olduğu yaygın fiber altyapı sayesinde 5G ekosisteminin en kritik tamamlayıcı oyuncularından biri olarak öne çıktı. İmtiyaz sözleşmesinin 2050 yılına kadar uzatılması, şirkete uzun vadeli görünürlük kazandırarak yatırım planları açısından güçlü bir zemin sundu.
Sabit altyapıdaki lider konumunun mobil taraftaki istikrarlı pazar payı kazanımıyla desteklenmesi, entegre oyuncu kimliğini güçlendirdi. Sabit ve mobil yakınsama avantajı, geniş müşteri tabanına dayalı çapraz satış potansiyeli yaratarak 2026 perspektifinde rekabet gücünü destekleyebilir. Özetle 2026 yılı, telekomünikasyon sektörü için savunma ve gıda perakende gibi alanlara benzer şekilde defansif karakterini korurken aynı zamanda yatırım yoğun bir dönüşüm sürecinin başlangıcını temsil edebilir. Kısa vadede yüksek lisans bedelleri ve altyapı yatırımları finansallar üzerinde baskı yaratabilse de dezenflasyon sürecinin sağladığı destek, artan veri talebi ve dijitalleşmenin kaçınılmazlığı sektörün operasyonel performansını güçlü tutabilir. Bu çerçevede 2026, 5G kaynaklı büyük teknolojik dönüşümün maliyetleri ile uzun vadede yaratabileceği gelir potansiyeli arasındaki dengenin dikkatle yönetildiği bir konumlanma yılı olarak öne çıkabilir.
Hedef Fiyat Haberleri
Midas Araştırma TTKOM ve TCELL hisselerine verilmiş olan hedef fiyat raporlarını derledi. TTKOM hissesine ortalam olarak tespit edilen kazanç potansiyeli%36,49 olurken TCELL hissesine %47,26 oranında oldu.
Midas Araştırma Telekom Sektörü Raporu
Telekom Telekomünikasyon sektörü açısından 2025 yılı, yüksek enflasyon koşullarında tarife ayarlamaları sayesinde nominal gelirlerin korunduğu; artan veri kullanımı ve dijital servislerin büyümenin temel taşı haline geldiği bir yıl olarak öne çıktı. Yüksek giriş bariyerleri, yoğun regülasyon yapısı ve sınırlı oyuncudan oluşan oligopol piyasa sayesinde mobil ve sabit segmentlerde rasyonel rekabet sürdürüldü. Bu yapı, agresif fiyat rekabetini sınırlarken altyapı kalitesi ve hizmet sürekliliğini rekabetin ana unsuru haline getirdi. Abone sayısındaki artışın doygunluğa yaklaşmasıyla birlikte sektör, yeni müşteri kazanımından ziyade mevcut abonelerden yaratılan geliri artırmaya odaklandı.
2026'ya girerken sektörün ana ekseninin yüksek büyümeden çok öngörülebilirlik, marj istikrarı ve yapısal denge olması beklenebilir. Enflasyondaki kademeli gerilemeyle birlikte tarife politikalarının maliyet artışlarını dengeleyecek şekilde yönetilmesi, operasyonel kârlılığın korunmasında belirleyici rol oynayabilir. Veri tüketiminin artış eğilimini sürdürmesi ve dijital servislerin toplam gelir içindeki payının yükselmesi, sektörün organik büyüme tabanını destekleyebilir. Fiber altyapı yatırımlarının yaygınlaşması ise sabit geniş bant tarafında kullanıcı başına geliri yukarı taşıyarak ciro büyümesine katkı sağlayabilir.
2026 Yılı Beklentileri
2026 ajandasında öne çıkan en kritik başlık, uzun süredir gündemde olan 5G teknolojisinin 1 Nisan 2026 itibarıyla ticarileşme sürecine girmesi olacak. 2025 yılında tamamlanan 5G ihalesi, operatörlerin orta ve uzun vadeli yatırım planlarını daha net hale getirdi. Bu süreçte lisans bedelleri ve artan altyapı harcamaları nedeniyle borçluluk oranlarında geçici bir yükseliş görülmesi olası. Lisans ödemelerinin 2026'dan itibaren yaklaşık on yıla yayılan bir takvimle yapılacak olması, serbest nakit akışı yönetimini sektör genelinde daha hassas bir denge unsuru haline getirebilir. Kademeli yatırım programları ve dezenflasyon sürecinin desteğiyle bilanço üzerindeki baskının yönetilebilir seviyelerde tutulması mümkün görünüyor. 5G'nin devreye girmesiyle birlikte Nesnelerin İnterneti, otonom sistemler ve yapay zeka destekli uygulamaların daha geniş ölçekli kullanımı, operatörlerin abone başına yarattıkları katma değeri artırabilecek yeni gelir alanları sunabilir. Bu dönüşüm, telekom şirketlerinin yalnızca şebeke sağlayıcısı kimliğinden çıkarak çok boyutlu teknoloji platformlarına evrilmesini hızlandırabilir. Veri merkezi yatırımları, bulut hizmetleri ve finansal teknolojiler gibi alanlarda ölçeklenme çabaları, sektörün uzun vadeli büyüme potansiyelini destekleyen unsurlar arasında yer alabilir. Maliyet cephesinde şirketler, yüksek enerji giderlerine karşı kendi yenilenebilir enerji kaynaklarını oluşturma yönünde adımlar atti.
TTKOM ve TCELL Özelinde
Operasyonel gider yönetiminde verimlilik odaklı yaklaşımlar benimsenirken, finansal disiplin ve serbest nakit akışı yönetimi borçluluk yapısının sağlıklı seyri açısından ön planda tutuldu. Bu strateji, yatırım yoğun bir döneme girilirken marjların korunmasına yönelik önemli bir tamamlayıcı unsur olarak öne çıktı. Şirketler özelinde bakıldığında Turkcell (TCELL), güçlü frekans portföyü ve yüksek abone başına gelir seviyesiyle mobil pazardaki avantajlı konumunu sürdürdü. 5G ihalesinde elde ettiği yüksek frekans kapasitesi, teknik üstünlüğünü ve hız avantajını pekiştirdi. Şirket, geleneksel operatör modelinden teknoloji şirketi kimliğine geçiş stratejisi kapsamında veri merkezi, bulut çözümleri ve finansal teknolojiler alanındaki yatırımlarını hızlandırdı. Ankara'da planlanan toplam yaklaşık 3 milyar dolarlık hiper ölçekli veri merkezi yatırımı ve bunun önemli bir kısmının Google Cloud iş birliğiyle gerçekleştirilmesi, Turkcell'in bölgesel veri merkezi olma hedefini güçlendirdi. 5G yatırımlarının kademeli devreye alınması, kısa vadede yatırım harcaması baskısını sınırlarken uzun vadede yeni gelir kanalları oluşturabilir. Türk Telekom (TTKOM) ise sahip olduğu yaygın fiber altyapı sayesinde 5G ekosisteminin en kritik tamamlayıcı oyuncularından biri olarak öne çıktı. İmtiyaz sözleşmesinin 2050 yılına kadar uzatılması, şirkete uzun vadeli görünürlük kazandırarak yatırım planları açısından güçlü bir zemin sundu.
Sabit altyapıdaki lider konumunun mobil taraftaki istikrarlı pazar payı kazanımıyla desteklenmesi, entegre oyuncu kimliğini güçlendirdi. Sabit ve mobil yakınsama avantajı, geniş müşteri tabanına dayalı çapraz satış potansiyeli yaratarak 2026 perspektifinde rekabet gücünü destekleyebilir. Özetle 2026 yılı, telekomünikasyon sektörü için savunma ve gıda perakende gibi alanlara benzer şekilde defansif karakterini korurken aynı zamanda yatırım yoğun bir dönüşüm sürecinin başlangıcını temsil edebilir. Kısa vadede yüksek lisans bedelleri ve altyapı yatırımları finansallar üzerinde baskı yaratabilse de dezenflasyon sürecinin sağladığı destek, artan veri talebi ve dijitalleşmenin kaçınılmazlığı sektörün operasyonel performansını güçlü tutabilir. Bu çerçevede 2026, 5G kaynaklı büyük teknolojik dönüşümün maliyetleri ile uzun vadede yaratabileceği gelir potansiyeli arasındaki dengenin dikkatle yönetildiği bir konumlanma yılı olarak öne çıkabilir.