DOLAR 16,1290 1.26%
EURO 17,3468 1.7%
ALTIN 966,721,90
BITCOIN 4731951,13%
İstanbul
22°

AÇIK

03:41

İMSAK'A KALAN SÜRE

Anıl ADALIER

Anıl ADALIER

13 Mart 2021 Cumartesi

Covid-19’un Türkiye Sağlık Ekonomisine Yükü

covid-19’un türkiye sağlık ekonomisine yükü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin birlikte yürüttüğü “COVID-19 Tedavisinin Ekonomik Yükü” araştırma sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı. COVID-19 hastalığının Türkiye’nin sağlık ekonomisine 12 aylık toplam yükü 3,7 milyar lirayı geçti. Ancak bu yalnızca buzdağının görünen yüzü. Dolaylı maliyetleri de hesaba katılınca COVID-19’un sağlık sistemi üzerindeki yükü bu rakamın çok üzerinde.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de COVID-19 hastalığı ile mücadele ve aşılama çalışmaları sürerken, hastalığın test, tanı ve tedavisi için yapılan harcamaların sağlık bütçesine olan yükü de ortaya çıkmaya başladı. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin Gilead’ın desteğiyle yürüttüğü “COVID-19 Tedavisinin Ekonomik Yükü’’ araştırmasının sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, COVID-19 hastalığının direkt tıbbi maliyeti, Türkiye’nin sağlık faturasına 1 yılda 3,7 milyar liralık ek yük getirdi.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak ve Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Simten Malhan’ın birlikte yürüttüğü araştırma COVID-19 hastalığının Türkiye için ekonomik yükünü tespit etmeyi amaçladı. Araştırmada, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 16 Mart- 31Temmuz 2020 tarihleri arasında tedavi gören 1056 COVID-19 hastasının gerçek hasta verilerinden yola çıkılarak, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı hasta verileri ve hasta başına düşen test, tanı, tedavi harcamaları değerlendirildi.

COVID-19’UN SAĞLIK SİSTEMİ ÜZERİNDEKİ YÜKÜ

Türkiye’de Pandemi ile ilgili tüm sağlık harcamaları devlet tarafından karşılanıyor. Araştırmaya göre, COVID-19 nedeniyle yatarak ve ayaktan tedavi alan hastaların toplam tedavi maliyetinin devlet sağlık harcamalarında %2.0 ve SGK sağlık harcamalarında %3.8’lik bir oranı oluşturduğu tahmin ediliyor.

Türkiye’nin COVID-19 pandemisinde dünyada en yüksek sayıda vakanın gözlendiği 9. ülke olduğu belirtilen araştırmada, “Elde edilen sonuçlarla pandeminin birinci yılında ülkemize olan direkt tıbbi maliyet yükünü tahmin etmeye çalıştık. Pandeminin gerçek toplam maliyeti şüphesiz direkt tıbbi maliyetlerinin önemli ölçüde üzerindedir. Ancak, sadece sağlık hizmet sunumuna getirdiği ilave ekonomik yükün toplam sağlık harcamasının %2.0’si kadar olduğu öngörülmektedir. Tedbirlere rağmen bir yıl içindeki dalgalı vaka sayıları Türkiye’ye önemli bir ekonomik yük ve aynı zamanda sağlık kuruluşlarına, sağlık çalışanlarına maddi ve manevi yük oluşturmuştur” denildi.

AMACIMIZ COVID-19 HASTALIĞININ TIBBİ YÜKÜNÜ ORTAYA KOYMAKTI

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak, “Araştırmanın, COVID-19’un Türkiye’nin sağlık sistemine getirdiği planlanmamış maliyeti göstermesi açısından çok önemli bir çalışma olduğuna inanıyorum” dedi. Bu araştırmanın yalnızca direkt tıbbi maliyetlere odaklandığını ve bu sonuçların buzdağının görünen yüzü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Fehmi Tabak, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘‘Dolaylı maliyetlerin daha da artmasını önlemek için COVID-19’un sağlık sistemine yükünü hafifletmemiz gerekiyor. İlk adım elbette aşılama. Sistem üzerindeki yükü hafifletmek için hastanede yatış sürelerinin kısaltılması ve hastaların en kısa sürede taburcu olmalarının sağlanması bir diğer önemli öncelik olmalı.

Pandemi sürecinde hekim kontrollerinin ertelemesi gibi nedenlerle hepatit gibi birçok bulaşıcı hastalığın taraması yapılamadı. Bir örnek vermek gerekirse, Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2020 yılında Türkiye’de HIV tanısı alan kişi sayısı 2019 yılına kıyasla %62 azaldı. Dolayısıyla COVID-19’un önümüzdeki yıllarda toplum sağlığı ve sağlık sistemine uzun vadeli yükünün görünenden çok daha yüksek olduğunu görebiliriz.’’

Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Simten Malhan da,araştırmanın yöntemini şöyle anlattı:

“Araştırmayı yürütürken, COVID-19 hastalığının Türkiye sağlık sistemine olan ek maliyetini ortaya koymak için sadece test, tanı, tedavi, ilaç gibi direkt tıbbi maliyetler dikkate alındı. Önce hasta başı direkt tıbbi maliyetler bulundu, sonrasında COVID-19 tanısı alan tüm hastalara genellendi. Hasta başı direkt tıbbi maliyetleri hesaplamak için, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nin gerçek hasta verileri ve Türkiye’ye genellemek için Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan günlük COVID-19 hasta verileri kullanıldı. Tüm dünyada olduğu gibi hastalık hakkındaki belirsizlik, kişilerde gösterdiği farklı etkiler, organ tutulumları ve hastalığın şiddeti pek çok dolaylı maliyete de neden oluyor. Ölüm, sakatlık ve işgücü kaybı oldukça önemli bir hastalık yükü olarak kabul ediliyor. Bu maliyetler de göz önüne alınırsa COVID-19’un sağlık alanında Türkiye’ye ekonomik yükünün bu araştırmada hesaplanandan çok daha fazla olduğu görülecektir.”

HASTALIĞIN ŞİDDETİ YÜKSELDİKÇE TEDAVİ MALİYETİ ARTIYOR

  • Araştırma için verileri değerlendirilen 1056 hastanın; %55’i erkek %45’i kadındı.
  • Hastaların ortalama yaşı 56,6 olarak belirlendi.
  • Sadece serviste sağlık hizmeti tamamlayanların oranı %84,6, yoğun bakımda yatanların oranı %15,4 oldu.
  • Hastaneye başvuranların hastalık şiddetleri asemptomatik %5,9, hafif %17, orta %41,2 ve şiddetli %36 oranlarında tespit edildi.
  • Hastalığın şiddeti arttıkça maliyetlerin de arttığı tespit edildi. Şiddetli COVID-19 hastalarında ortalama maliyetler, belirti göstermeyen, hafif şiddetli ve orta derece şiddetli COVID-19 maliyetlerinden çok daha yüksek gerçekleşti.
    1. Orta şiddetteki hastaların, hastanede ortalama 8,6 gün kaldığı, bu sürenin 51 güne kadar uzadığı görüldü. Orta şiddetteki bir hastanın ortalama maliyeti 8.791,1 TL olarak hesaplandı.
    2. Hastalığı şiddetli geçiren hastaların ortalama yatış gün sayısı 10,8 gün oldu. Bu hastaların yoğun bakım tedavi süresinin 93 güne kadar uzadığı gözlendi. Bu hastaların ortalama hasta maliyeti 13.405,9 TL olarak hesaplandı.
    3. Oksijen tedavisi ile birlikte yoğun bakım hizmeti de alan şiddetli hastaların ortalama yatış gün sayısı 17,3 gün oldu. Bu hastaların ortalama hasta maliyeti ise 30.257,3 TL olarak hesaplandı.
  • Hastaların %43’ünde eşlik eden hastalıklar bulunmakla birlikte, bu hastalıklar arasında ilk sırada %23,9 oranında hipertansiyon, sonrasında sırasıyla %13,6 diyabet, %9,1  astım, % 8,1 iskemik kalp hastalığı ve %7,6 kanser olduğu tespit edildi.
  • Hastaneye yatan tüm hastalar arasında ölüm oranı %9,5 olarak tespit edildi.

ARAŞTIRMA NASIL YAPILDI?

Araştırmayı yapan bilim insanları 16 Mart-31 Temmuz 2020 tarihleri arasında, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören 1056 hastanın ortalama maliyetini hesapladı. Ortaya çıkan hasta başı maliyet rakamını pandeminin başlangıcından bu yana Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan analiz yapılırken açıklanmış toplam hasta sayısı ile çarparak 11 aylık maliyeti, buradan projekte ederek de 12 aylık COVID-19 hastalık maliyet yükü rakamına ulaştılar.

Araştırmaya göre, 11 aylık sürede toplam 2 milyon 477 bin 463 hasta yatarak ve ayaktan tedavi gördü. Bu hastaların ülkemize direkt tıbbi maliyeti toplam 3 milyar 433 bin TL oldu. 11 aylık verilerden yola çıkılarak COVID-19’un 12 aylık direkt tıbbi maliyet yükü ise tahmini 3 milyar 745 bin TL olarak hesaplandı. Maliyet yükü araştırması yapılırken sadece test, tanı, tedavi, ilaç gibi direkt tıbbı maliyetler dikkate alındı.

ParaAjansı(PA) Anıl Adalıer

Devamını Oku

BOTAŞ’a yatırım onayı çıktı!

botaş’a yatırım onayı çıktı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca (EPDK) Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ) 2021 iletim şebekesi yatırımlarının tutarı toplam 1 milyar 151 milyon 67 bin 750 lira olarak onaylandı.

EPDK’nin konuya ilişkin kurul kararı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Bu kapsamda BOTAŞ’ın transit doğal gaz iletimi dahil, 2021 Yılı Doğal Gaz İletim Şebekesi Yatırım Programı onaylanarak bu yıl için iletim şebekesi yatırımlarının tutarı toplam 1 milyar 151 milyon 67 bin 750 lira olarak belirlendi.

BOTAŞ, yıl içerisinde, proje bazında tahsis edilen yatırım projeleri tavanlarını geçemeyecek ve programda yer almayan herhangi bir proje için harcama yapamayacak. Proje ödenekleri yatırımla ilgili olmayan amaçlar için kullanılamayacak.

Ayrıca şirket tarafından uygulanacak 2021 ulusal iletim şebekesi yatırım programında yapılacak her türlü değişiklik kurul onayına tabi olacak.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca (EPDK), BOTAŞ ait Silivri Yer Altı Doğal Gaz Depolama Tesisi’nin (BOTAŞ Silivri Depolama Tesisi) 2021 yılı gelir tavanı belirlendi. EPDK’nin konuya ilişkin kararı, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kapsamda BOTAŞ Silivri Depolama Tesisi’nin 2021 yılı gelir tavanının 828 milyon 468 bin 421 lira olması kararlaştırıldı. Kararda ayrıca 2021 depolama yılı bedellerine ait üst sınırlar da belirlendi.

ParaAjansı(PA) Anıl Adalıer

Devamını Oku

Türkiye Dijital Vergi Dairesi’nin hayata geçirilmesini çok önemli

türkiye dijital vergi dairesi’nin hayata geçirilmesini çok önemli
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Genel Başkanı Emre Kartaloğlu, Ekonomi Reform Paketi’nde yer alan vergisel düzenlemeleri olumlu bulduklarını belirterek, “7 gün 24 saat hizmet verebilen ‘Türkiye Dijital Vergi Dairesi’ uygulamasının hayata geçirilmesini çok önemsiyoruz. Bir nevi ‘Türkiye Vergi Dairesi’ne geçilmesine yönelik olduğunu gördüğümüz bu hedefle vergi daireleri arasındaki uygulama farklılıkları ortadan kalkacak, yapılacak zaman ve parasal tasarruflar sonucu vergiye uyum maliyetleri azalacak.” dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Ekonomi Reform Paketi ile vergi alanında çeşitli düzenlemeler öngörülüyor.

Kartaloğlu, reformun “Kamu Maliyesi” başlıklı bölümünde, güven ve istikrara dayalı mali disiplinin temel öncelik olduğunu ve risklere karşı güçlü bir kamu maliyesi yapısının oluşturulmasına yönelik hedeflerin belirlendiğini söyledi.

Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgının oluşturduğu yeni ekonomik ortamın, ülkeler için güçlü kamu maliyesi gereksinimlerini artırdığına işaret eden Kartaloğlu, “Dünya çapında tüm ülkeler yavaşlayan ekonomik aktivitelerin canlandırılması için maliye politikası araçlarını devreye almıştır ancak tam da bu noktada bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde bütçe ve cari açık diye adlandırdığımız ikiz açık tehlikesi ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda açıklanan reformların olası bu tehlikeye karşı önlem alınmasına yönelik olduğunu belirtmek isteriz.” diye konuştu.

Kartaloğlu, paketle vergisel düzenlemelerin sadeleştirilmesi, yatırımcı dostu ve öngörülebilirliği sağlamaya yönelik reform adımlarının hayata geçirilmesinin hedeflendiğine dikkati çekerek, küçük esnafa vergi muafiyeti sağlanması ve basit usulde vergilendirilen esnafın beyan yükümlülüğünün kaldırılmasıyla, 1998 yılından önce uygulanan sisteme dönüleceğini bildirdi. Basit usule tabi mükelleflerin tamamının vergiden muaf hale getirilmesinin kayıt dışılığı artırabileceği uyarısında bulunan Kartaloğlu, “Bu uygulamanın, belge düzeni bakımından olumsuz etki doğurmaması için gerekli adımların atılmasını bekliyoruz. Bu amaçla kayıt, defter ve belge düzeni gibi yükümlülükleri sağlayıcı adımların atılması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı. 

“Türkiye Dijital Vergi Dairesi uygulamasını çok önemsiyoruz”

Vergi Usul Kanunu’nun gönüllü uyumu teşvik edecek şekilde güncellenmesine yönelik çalışmaların reform ajandasının en önemli başlıklarından biri olduğunu düşündüklerini vurgulayan Kartaloğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) sahip olduğu teknolojik altyapı ve birikimi nedeniyle dünyanın önde gelen idarelerinden birisidir. Elektronik defter ve elektronik belge uygulamalarına dahil edilecek mükellef gruplarının kademeli olarak artırılarak kayıtlı ekonominin yaygınlaştırılmasına yönelik adımların atılmasını bekliyoruz. Halihazırda ülkemizin tek uçtan uca elektronik uygulaması olan İnteraktif Vergi Dairesi sayesinde mükellefler neredeyse vergi dairesine gitmeyi unuttular. Aslında tüm vergi dairelerinin birleştirilerek tüm mükellefleri kapsayacak şekilde 7 gün 24 saat hizmet verebilen ‘Türkiye Dijital Vergi Dairesi’ uygulamasının hayata geçirilmesini meslek mensupları olarak çok önemsiyoruz. Bir nevi ‘Türkiye Vergi Dairesi’ne geçilmesine yönelik olduğunu gördüğümüz bu hedefle vergi daireleri arasındaki uygulama farklılıklarının ortadan kalkacağı ve yapılacak zaman ve parasal tasarruflar sonucu vergiye uyum maliyetlerinin azalacağı kanaatindeyiz. Kamu alacaklarının tahsili konusunda yaşanan çok başlılığın ortadan kaldırılarak etkin tahsilat altyapısına sahip GİB’in bu alandaki tek yetkili idare olmasına yönelik çalışmaların en önemli kurumsal reform adımlarından biri olacağına inanmaktayız.”

“Doğrudan yabancı yatırımlar bakımından etkili olacak”

Kartaloğlu, pakette yer alan uluslararası yatırımcıları cezbedecek bir vergi sisteminin oluşturmasına yönelik adımların da önem taşıdığını belirterek, şunları kaydetti:

“Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının revize edilmesi, uluslararası yatırımcıların birden fazla ülkeyi ilgilendiren vergisel sorunlarının çözümünde diğer ülkelerle ‘karşılıklı anlaşma yöntemi’ kullanılmasına ağırlık verilmesi, özellikle yabancı menşeli mükelleflerin vergisel öngörülebilirliğini artıran transfer fiyatlandırmasına ilişkin peşin fiyatlandırma anlaşmalarının yaygınlaştırılması gibi çalışmaları önemsiyor ve destekliyoruz. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının, özellikle kendisine yatırım yapacak ülke arayan sermayeyi Türkiye’ye kazandırabilecek ancak ülkemiz kaynaklarının yurt dışına kaçmasını da engelleyecek nitelikte bir revizyona tabi tutulması, özellikle doğrudan yabancı yatırımlar bakımından etkili olacaktır.”

Denetimde adaleti, şeffaflığı, hızı sağlayacak nitelikteki “Dijital Vergi Denetimi Sistemi’nin geliştirilmesi, inceleme sürelerinin kısaltılması ve haksız rekabetin önlenmesini sağlayan denetim modellerinin hayata geçirilmesi” gibi başlıkların da ivedi olarak ele alınması gerektiğini anlatan Kartaloğlu, “e-İnceleme etkin bir denetim yapısının kurulacak olması memnuniyet vericidir. Vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözüm müessesesi olan ‘uzlaşma’nın kapsamının genişletilecek olmasını da olumlu bir adım olarak karşılıyoruz.” dedi. 

ParaAjansı(PA) Anıl Adalıer

Devamını Oku

Dolarda yön aşağı mı yukarı mı?

dolarda yön aşağı mı yukarı mı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde yaşanan sıçramanın ardından dolar içeride 7.80 TL sınırına kadar çıktı. ABD’de yapılan tahvil ihalelerine gelen talebin ‘normal’ karşılanması ve enflasyon endişelerinin bir miktar düşmesiyle dolar yeniden 7.50’nin altına indi. Gözler bu hafta Merkez Bankası’nın vereceği faiz kararına çevrildi.

Türk halkının parasını değerlendirdiği yatırım araçları arasında aslan payını döviz alıyor. Birçok uzman, dövizi yatırım aracı olarak sınıflandırmasa da bu, Türkiye’nin bir gerçeği. Özellikle tarihte yaşanan ekonomik krizler ve devalüasyonlar dövize yatırımı kırılması zor bir tercih haline getirdi.

Ekonomi yönetiminde yaşanan değişim sonrası artan yabancı ilgisi ve kurlarda yaşanan gerilemeye rağmen yerli yatırımcıların bankalarda tuttuğu döviz hesaplarında bir türlü çözülmenin olmaması bunun en iyi göstergesi.

TL negatif ayrıştı

Son günlerde uzun vadeli ABD tahvil faizlerinde yaşanan yükseliş Türkiye gibi gelişmekte olan ülke para birimlerinde sert fiyat hareketlerine neden oldu. 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 1.60’ın üzerine çıkmasıyla dolar/TL paritesi de bir anda 7.7860’a kadar tırmandı.

Bu hareketi ile TL, diğer ülke para birimlerinden negatif ayrıştı. İşte TL’de yaşanan bu tip hareketler aslında vatandaşın dövize olan ilgisini canlı tutuyor.

Dolarizasyonu terse çevirmek için kurlarda dalga boylarının küçülmesi ve istikrarlı bir seyir izlemesi gerektiği konusunda uzmanlar da hemfikir.

Gözler faiz kararında

Son haftalarda ABD tahvil faizlerinde yaşanan sıçramayla birlikte gözler ABD’de yapılan tahvil ihalelerine çevrilmişti. 10 yıl vadeli tahvil ihalesinde faiz yüzde 1,5230 olurken 2,38 kat talep geldi. 10 Şubattaki bir önceki ihaleye 2,37 kat talep gelmişti.

İhalelerin piyasada baskı yaratmadan atlatılması risk iştahını yeniden canlandırdı ve dolar/TL tekrar 7.50’nın altına indi. Diğer taraftan ABD’de TÜFE rakamı göreceli olarak zayıf bir tablo ortaya koyarak enflasyon endişelerini hafifletti. ABD tahvil faizleri kısa vadede döviz kurları üzerinde etkili olmaya devam edecek gibi gözüküyor. Ayrıca Merkez Bankası’nın (TCMB) haftaya yapacağı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında alacağı faiz kararı kurlar üzerinde dalgalanmalara neden olabilir. Piyasalarda faiz kararı ile ilgili tam bir görüş birliği yok. Bazı kurumlar 50-100 baz puanlık artırım beklerken bazı kurumlar faizlerde bir değişiklik beklemiyor.

Borsada temkinli iyimserlik hakim

Borsa İstanbul geçmişte 4 kez geçtiği ve üzerinde kalamadığı 1.550 puanın yeniden üzerine çıktı. Endeksin bu seviyenin üzerinde kalması halinde yükselişini sürdüreceği düşünülüyor. Böyle bir senaryoda ilk takip edilecek seviye 1580 puan seviyesi. Ancak endeksin yön tayin etmek için daha çok yurtdışı piyasaları takip ettiği düşünülürse 1.580 puanın aşılması için küresel risk iştahının da sürmesi gerekiyor. Aşağıda ise ilk destek noktası 1.553 seviyesi iken bu seviyenin altında 1.528 takip edilecek ikinci destek noktası olacak. Bir sonraki destek ise 1.500 puanda.

Dolar/TL’de kritik seviye: 7.65

Hafta içi 7.80’e doğru hareket eden dolar/TL paritesi tekrar 7.50’nin altına indi. Teknik olarak 7.65 seviyesinin altında kalınmasının, TL lehine hareket etme eğilimini güçlendireceği düşünülüyor. 7.50’nin altında kalınması halinde dolar/ TL 7.40 seviyesinin altını test edebilir. Ancak son yorumlara baktığımızda geçmiş aylara nazaran aşağı yönlü hareketlerin daha sınırlı olacağına yönelik görüşler ağırlık kazanmış durumda. Kurların 7.20-7.50 bandında hareketinin makul olacağına yönelik görüşler de var.

“Kasım seviyeleri test edilebilir”

Şubat ayında dolar/TL’nin 6.80 seviyesine kadar gerileyebileceği tahmininde bulunan Morgan Stanley analistleri, TCMB’nin 75-100 baz puanlık faiz artırımına gitse dahi dolar/ TL’nin 7.75 seviyesinde dengeleneceğini söyledi. Morgan Stanley raporunda, “Beklentilerin altında bir faiz artışı durumunda lira varlıkların zayıf seyri sürdürmesini ve kasım seviyelerini yeniden test etmesini bekliyoruz” değerlendirmesinde de bulunuldu.

ParaAjansı(PA) Anıl Adalıer

Devamını Oku

E-ticarette yeni düzenleme

e-ticarette yeni düzenleme
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yeni dönemde e-ticaret platformları ve buralarda ürün satan mağazalar üzerinde sıkı denetim başlatılacağı öğrenildi. Buna göre, müşterileri mağdur eden e-ticaret platformlarına idari para cezaları ve çeşitli yaptırımlar uygulanacak.

E-ticareti denetim kapsamına alacak ‘Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu’ bugün (12 Mart) itibarıyla yürürlüğe girdi. Kanunla birlikte, internetten ürün satan mağazalar üzerindeki denetim artırılacak.

Hürriyet’te yer alan habere göre, e-ticaret ile ilgili bu yeni düzenlemeyi değerlendiren Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkan Yardımcısı ve PttAVM.com Genel Müdürü Hakan Çevikoğlu şunları söyledi:

“Artık vatandaşı mağdur edebilecek her dikkatsiz adımın ciddi yaptırımları olacak. Böylece e-ticaret sektörüne olan güven daha da artacağı gibi, vatandaşı mağdur eden platformlara 50 ila 500 bin lira arasında idari para cezaları da uygulanacak.”

‘Denetim mekanizmasıyla e-ticaretin hızlı büyümesi teşvik edilecek’

Çevikoğlu ayrıca, e-ticaretin hızlı bir büyüme gösterdiğini söyledi ve “Türkiye’de e-ticaretin hacmi 2020 yılında 200 milyar liranın üzerine çıktı. Bu seviye Türkiye’nin önünde uzun ve başarılı bir yol olduğunu gösteriyor. Bu tip denetim mekanizmaları ile de gelecekte e-ticaretin çok daha hızlı büyümesi teşvik edilmiş olacak” ifadelerini kullandı.

Çevikoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Pandemi döneminde vatandaşı mağdur etmeye yönelik fiyat belirleyen 40’ın üzerinde satıcı hakkında inceleme başlatmıştık. İnceleme sonucunda birçok üründe fahiş fiyat uyguladığını tespit ettiğimiz satıcılarla yolları ayırdık. Vatandaşın mağdur olmaması var gücümüzle çalışıyoruz.”

ParaAjansı(PA) Anıl Adalıer

Devamını Oku