Piyasa nereye gidiyor? Bundan sonra neler olabilir?
Finansal Yatırımcılar Derneği Başkanı Ekonomist Ali Bahçuvan bu konuda düşüncelerini yazdı.
Yayınlama Tarihi: 14.02.2026 11:15
—
Son Güncelleme: 14.02.2026 11:15
Piyasaya ilişkin aralık ortasında yaptığımız değerlendirmede piyasada sert bir yükseliş için bütün faktörlerin oluştuğunu analiz etmiştik. Bu kapsamda yıllardır ilk defa enflasyon ile karşılaştırıldığında gerçek karlılık sağlayan banka hisse senetleri ile başlayan çıkış, altın, gümüş, bakır gibi sektörlere dayalı iş yapan hisseler ile devam etti.
Aslında dünya borsalarındaki çıkışın yıllardır gerisinde kalmıştık. Bu yüzden borsamızdaki çıkışın daha da yüksek olması ve genele yayılması gerekiyordu. Bunun sadece belli hisselerde olması normal değil. Dünyada gelişmekte olan borsalar da yılbaşından bu yana yükseliyor ve o yükseliş sıralamasında ilk sıralarda değiliz. Tüm dünya piyasalarında yaşanan çıkışın bize biraz eksik yansıması ile bu durumdayız.
Peki piyasa neden böyle ? Ana sorun şu, piyasa artık piyasa değil.
Piyasada roller karıştı.
Aracı kurum sahibi =Trader ;
Portföy yönetim şirketi sahibi = manipülatör;
Halka açık şirket sahibi = Nitelikli Dolandırıcı
ise bu piyasada güven inşa etmek çok olur. Spk’nın verdiği cezalara bakıyoruz, bir şirket halka arz oluyor. Hem halka arzı yapan aracı kurum, hem şirket para cezası alıyor. Hisseleri pay ederken usulsüzlük yapılmış. Ama burada toplu hisse senedini aldığınızda manipülasyon için altyapı hazır hale gelmiş olmuyor mu zaten ?
Bu halka arzların nerdeyse tamamını aynı piar şirketleri yapıyor. Bu da ilginç bir konu. İlerde bir operasyon olur da telefon kayıtları vs açıklanırsa belki nedenini öğreniriz.
Halka arzların, halka satıldığı fiyatların yüzde 30 altına manipülasyon yapan şebekelere satıldığı da ayrı bir dedikodu. Bir de toplu aldığı hisseleri yükseltirse, oradan aşağı doğru büyük karlar cebe.
Dünyaca ünlü bir fon usulsüzlük yapıldığı için bir portföy yönetimi şirketi ile anlaşmasını sonlandırdı.
Diğer taraftan kamu bankası portföy yönetimi şirketleri hakkında dedikodular var. Bunların yaptığı halka arzlar hakkında dedikodular var.
Bir semt pazarında alışveriş yaptığınızı düşünün müşteri az ise yankesiciler başarısız olur. Ama bir semt pazarı düşünün ki müşteri çok, tezgah sahiplerinin bir kısmı , zabıta, polis hatta müşteriler yan kesiciler ile işbirliği halinde bu pazarda soyulmamak mümkün mü ?
Bu ülkede Cumhurbaşkanı 312 bin lira, Bakan 280 bin lira, Milletvekili 273 bin lira,Savcı hakim 120-130 bin lira maaş alırken, birileri onların maaşını bir akşam yemeğinde gözünü kırpmadan harcayabiliyor.
Hele SPK uzmanı 60-70 bin lira maaş alırken, diğer kamu kurumlarında doğru olmayan işlere imza atanların kayınpederi her ay yeni bir ev alıyorsa bu sistem çökmüştür.
Hiçbir siyasi parti gölgesi altında bu tür oluşumların güç kazanmasına, kendi ismini kullanmasına izin vermemelidir.
Siyaseten zarardan başka, oy kaybettirmekten başka, hiçbir işe yaramayan ne kadar zararlı ot varsa temizlemek her partinin kendi görevidir. Hiçbir siyasi parti tabanı yoktur ki böyle bir tabloyu hoşgörüyle karşılasın.
Piyasa da bundan sonra ne olacak tarafında ise dünya borsalarında Fed başkanı, İran operasyonu , kasımdaki ABD seçimlerinde ne olacağı, her an açıklanacak yeni dosyalar ile beraber daha dalgalı günlere giriyoruz.
Türkiye para girişi fırsatlarını daha iyi değerlendirebilir, gerekirse kuru biraz yükseltip rezerv artışı sağlayabilir. İlerleyen günlerde buna fırsat kalmayabilir.
Enflasyonun en büyük nedeni ise artık fırsatçılık ve ahlaksızlık olmuş. Maliyetler ile izah edilemeyen ve zincirleme etki eden bir açgözlülük ile karşı karşıyayız. Bunu ne yazık ki para politikası ile çözmek mümkün değil. O yüzden enflasyon ile mücadele çok daha kapsamlı bir mücadele gerektiriyor. Bu olsun ki faizler düşsün ekonomi rahatlasın.
İyi bir ekonomi yönetimi eskiye nazaran üç katı vergi toplayarak aynı faiz düzeyinde, aynı enflasyon düzeyinde kalmak değildir. O fazla vergiyi verenler birikimleri yoluyla bunu yapmıştır. Bunun devamı olmayacaktır. Bunların da hesabı yapılmalıdır.
Faizler düşmeden piyasa rahatlamayacaktır. Enflasyonun nedeni faizlerin düşük olması değildir. Faizleri yüksek tutmak, enfeksiyonlu, mikrop kapmış hastaya ateş düşürücü vermektir. Bu sürdürülebilir bir şey değildir. Gerçek tedavi yapılmalıdır.
Aslında dünya borsalarındaki çıkışın yıllardır gerisinde kalmıştık. Bu yüzden borsamızdaki çıkışın daha da yüksek olması ve genele yayılması gerekiyordu. Bunun sadece belli hisselerde olması normal değil. Dünyada gelişmekte olan borsalar da yılbaşından bu yana yükseliyor ve o yükseliş sıralamasında ilk sıralarda değiliz. Tüm dünya piyasalarında yaşanan çıkışın bize biraz eksik yansıması ile bu durumdayız.
Peki piyasa neden böyle ? Ana sorun şu, piyasa artık piyasa değil.
Piyasada roller karıştı.
Aracı kurum sahibi =Trader ;
Portföy yönetim şirketi sahibi = manipülatör;
Halka açık şirket sahibi = Nitelikli Dolandırıcı
ise bu piyasada güven inşa etmek çok olur. Spk’nın verdiği cezalara bakıyoruz, bir şirket halka arz oluyor. Hem halka arzı yapan aracı kurum, hem şirket para cezası alıyor. Hisseleri pay ederken usulsüzlük yapılmış. Ama burada toplu hisse senedini aldığınızda manipülasyon için altyapı hazır hale gelmiş olmuyor mu zaten ?
Bu halka arzların nerdeyse tamamını aynı piar şirketleri yapıyor. Bu da ilginç bir konu. İlerde bir operasyon olur da telefon kayıtları vs açıklanırsa belki nedenini öğreniriz.
Halka arzların, halka satıldığı fiyatların yüzde 30 altına manipülasyon yapan şebekelere satıldığı da ayrı bir dedikodu. Bir de toplu aldığı hisseleri yükseltirse, oradan aşağı doğru büyük karlar cebe.
Dünyaca ünlü bir fon usulsüzlük yapıldığı için bir portföy yönetimi şirketi ile anlaşmasını sonlandırdı.
Diğer taraftan kamu bankası portföy yönetimi şirketleri hakkında dedikodular var. Bunların yaptığı halka arzlar hakkında dedikodular var.
Bir semt pazarında alışveriş yaptığınızı düşünün müşteri az ise yankesiciler başarısız olur. Ama bir semt pazarı düşünün ki müşteri çok, tezgah sahiplerinin bir kısmı , zabıta, polis hatta müşteriler yan kesiciler ile işbirliği halinde bu pazarda soyulmamak mümkün mü ?
Bu ülkede Cumhurbaşkanı 312 bin lira, Bakan 280 bin lira, Milletvekili 273 bin lira,Savcı hakim 120-130 bin lira maaş alırken, birileri onların maaşını bir akşam yemeğinde gözünü kırpmadan harcayabiliyor.
Hele SPK uzmanı 60-70 bin lira maaş alırken, diğer kamu kurumlarında doğru olmayan işlere imza atanların kayınpederi her ay yeni bir ev alıyorsa bu sistem çökmüştür.
Hiçbir siyasi parti gölgesi altında bu tür oluşumların güç kazanmasına, kendi ismini kullanmasına izin vermemelidir.
Siyaseten zarardan başka, oy kaybettirmekten başka, hiçbir işe yaramayan ne kadar zararlı ot varsa temizlemek her partinin kendi görevidir. Hiçbir siyasi parti tabanı yoktur ki böyle bir tabloyu hoşgörüyle karşılasın.
Piyasa da bundan sonra ne olacak tarafında ise dünya borsalarında Fed başkanı, İran operasyonu , kasımdaki ABD seçimlerinde ne olacağı, her an açıklanacak yeni dosyalar ile beraber daha dalgalı günlere giriyoruz.
Türkiye para girişi fırsatlarını daha iyi değerlendirebilir, gerekirse kuru biraz yükseltip rezerv artışı sağlayabilir. İlerleyen günlerde buna fırsat kalmayabilir.
Enflasyonun en büyük nedeni ise artık fırsatçılık ve ahlaksızlık olmuş. Maliyetler ile izah edilemeyen ve zincirleme etki eden bir açgözlülük ile karşı karşıyayız. Bunu ne yazık ki para politikası ile çözmek mümkün değil. O yüzden enflasyon ile mücadele çok daha kapsamlı bir mücadele gerektiriyor. Bu olsun ki faizler düşsün ekonomi rahatlasın.
İyi bir ekonomi yönetimi eskiye nazaran üç katı vergi toplayarak aynı faiz düzeyinde, aynı enflasyon düzeyinde kalmak değildir. O fazla vergiyi verenler birikimleri yoluyla bunu yapmıştır. Bunun devamı olmayacaktır. Bunların da hesabı yapılmalıdır.
Faizler düşmeden piyasa rahatlamayacaktır. Enflasyonun nedeni faizlerin düşük olması değildir. Faizleri yüksek tutmak, enfeksiyonlu, mikrop kapmış hastaya ateş düşürücü vermektir. Bu sürdürülebilir bir şey değildir. Gerçek tedavi yapılmalıdır.